Kontekst: Yukarı da bulunan metin üzerinden tümdengelim ve tümevarım yaklaşımına yönelik uygulamalı bir anlatım sunusu hazırlayınız. Lisem Üniversitem’dir Sonra Antakya Sultanîsi. İlk yıldan iki isim kalmış hafızam- da: Antuvan Efendi ile Lâmi Bey. Antuvan Efendi birkaç ter- cümesi basılmış bir Ermeni. Çiçeği burnunda bir kabiliyet Lâmi Bey de Satı Bey’in kurduğu ‘Dar-ül Muallimin-i Âliye’nin mezunlarından Ömer Hilmi gibi. Ama ona kıyasla daha akıllı, daha coşkun ve mesleğine yürekten bağlı. Garip bir metodu var. Kısaca tarihî veya mitolojik bir konu anlatı- yor, ‘Hadi yazın bakalım,’ diyor. Promete efsanesini ilk de- fa ondan dinlemiş ve şaşılacak bir hızla, yarı-manzum, ya- rı-mensur on beş sayfa karalamıştım. Lâmi Bey hayret etmiş ve numara yerine çok iltifatkâr bir-iki cümle kondurmuştu. Unutamadığım Ömer Hilmi, hikmetine akıl erdiremediğim nasihatler vermiş, şiirle uğraşmanın insanı felâkete sürük- leyeceğini anlatmağa kalkmıştı. Lâmi Bey ise, ilâhi bir mev- hibeden söz ediyor, ‘İlhâm, ilhâm,’ deyip duruyordu. Lâmi Bey’le dostluğumuz uzun sürmedi. Yukarı da bulunan metin üzerinden tümdengelim ve tümevarım yaklaşımına yönelik uygulamalı bir anlatım sunusu hazırlayınız.
Question
Kontekst: Yukarı da bulunan metin üzerinden tümdengelim ve tümevarım yaklaşımına yönelik uygulamalı bir anlatım sunusu hazırlayınız.
Lisem Üniversitem’dir
Sonra Antakya Sultanîsi. İlk yıldan iki isim kalmış hafızam- da: Antuvan Efendi ile Lâmi Bey. Antuvan Efendi birkaç ter- cümesi basılmış bir Ermeni.
Çiçeği burnunda bir kabiliyet
Lâmi Bey de Satı Bey’in kurduğu ‘Dar-ül Muallimin-i Âliye’nin mezunlarından Ömer Hilmi gibi. Ama ona kıyasla daha akıllı, daha coşkun ve mesleğine yürekten bağlı. Garip bir metodu var. Kısaca tarihî veya mitolojik bir konu anlatı- yor, ‘Hadi yazın bakalım,’ diyor. Promete efsanesini ilk de- fa ondan dinlemiş ve şaşılacak bir hızla, yarı-manzum, ya- rı-mensur on beş sayfa karalamıştım. Lâmi Bey hayret etmiş ve numara yerine çok iltifatkâr bir-iki cümle kondurmuştu. Unutamadığım Ömer Hilmi, hikmetine akıl erdiremediğim nasihatler vermiş, şiirle uğraşmanın insanı felâkete sürük- leyeceğini anlatmağa kalkmıştı. Lâmi Bey ise, ilâhi bir mev- hibeden söz ediyor, ‘İlhâm, ilhâm,’ deyip duruyordu. Lâmi Bey’le dostluğumuz uzun sürmedi.
Yukarı da bulunan metin üzerinden tümdengelim ve tümevarım yaklaşımına yönelik uygulamalı bir anlatım sunusu hazırlayınız.
Solution
Tümdengelim ve tümevarım yaklaşımlarını anlamak için öncelikle bu iki kavramın ne olduğunu anlamamız gerekiyor. Tümdengelim, genelden özele doğru yapılan bir çıkarımdır. Yani genel bir kural veya prensipten yola çıkarak, belirli bir durum hakkında sonuç çıkarırız. Tümevarım ise tam tersi, özelden genele doğru yapılan bir çıkarımdır. Yani belirli bir durum veya olaydan yola çıkarak genel bir kural veya prensip çıkarırız.
Yukarıdaki metinden tümdengelim ve tümevarım örnekleri çıkaralım:
Tümdengelim Örneği:
- Adım: Genel bir kural belirleyelim. Örneğin, "Bir öğretmenin öğrencilerine ilham vermesi, onların başarılı olmasını sağlar."
- Adım: Metinden belirli bir durum bulalım. Örneğin, "Lâmi Bey, öğrencisine ilham vermiştir."
- Adım: Bu durumdan yola çıkarak bir sonuç çıkaralım. Örneğin, "Öğrenci, Lâmi Bey sayesinde başarılı olmuştur."
Tümevarım Örneği:
- Adım: Metinden belirli bir durum bulalım. Örneğin, "Ömer Hilmi, öğrencisine şiirle uğraşmanın insanı felâkete sürükleyeceğini anlatmış."
- Adım: Bu durumdan yola çıkarak genel bir kural çıkaralım. Örneğin, "Şiirle uğraşmanın insanı felâkete sürükleyeceğini düşünen öğretmenler, öğrencilerinin başarısız olmasına neden olabilir."
Bu şekilde, metinden tümdengelim ve tümevarım örnekleri çıkarabiliriz. Bu örnekler, bu iki çıkarım türünün nasıl kullanıldığını gösterir.
Similar Questions
aşağıda bulunan metinde isimler, fiiler, zamanlar, zamirler, sıfatlar, zarflar, bağlaçlar ve edatlar üzerinden tümevarım ve tümdengelim yaklaşımlarına yönelik bir ders sunumu hazırla. Bu sunumda, her bir dilbilgisi unsuru için tümevarım ve tümdengelim örneklerini açıklayarak, bu iki çıkarım türünün nasıl kullanıldığını ve metindeki dilbilgisi unsurlarının nasıl anlamlandırıldığını göster. Talebe-Hoca Komedyasını Asilleştirmek Hayali “Koridorda bekleyen talebeler… ve yıllardır kafama tokmak gibi inen iki kelime: sınıf yok. Gidişler, gelişler. ‘Fuzulî Anfisi’ ve yarım saat sonra, hakkı olmayan bir koltuktan hakaretle kovulan insanların utancı içinde, sığınacak yer aramak…” (Jurnal, 27.11.1963) “… Sosyoloji dalındaki kurlarım… derbederlikten kurtuldum. Elifbayı bilmeyen çocuklara Cuvillier okutuyorum. Yalnız Cuvillier mi? Sınıf bir nevi tribün. Dinleyiciler bilmedikleri dilden vaaz dinleyen bir alay bedbaht.” (Jurnal, 31.12.1963) “Derslere henüz başlamadım, çünkü başlamamı istemiyorlar… Herkesi rahatsız ediyorum… Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim ve nesli tükenmiş tufan öncesi bir ucube…” (Mektuplar, 20.11.1966) “… Geçen cuma Rönesans’ı anlattım. Bu hafta Durkheim’i anlatacağım. Talebem bir hayli çok.” (Mektuplar, 17.4.1967) “İki saat Machiavelli’yi anlattım dinleyicilere. Dinlediler mi? Kim kimi dinliyor ki?” (Mektuplar, 8.4.1967) “Ben, insan haysiyetine yakışmayan bu talebe-hoca komedyasını kudret ve kabiliyetim nispetinde asilleştirmek hayaline kapıldım. Örneğim yoktu. İrfanı, toprağı dişlerimle ve tırnaklarımla kazarak yedi kat yerin dibinden çıkarmıştım. Çölün kumlarında altın zerreleri arayan adam…” (Jurnal, 7.8.1963)
Kontekst: bu konu anlatımı üzerine sınıf içi ve ev ödevlerini hangi Tür ve çeşitlerde ele alabiliriz örneklendir Lisem Üniversitem’dir Sonra Antakya Sultanîsi. İlk yıldan iki isim kalmış hafızam- da: Antuvan Efendi ile Lâmi Bey. Antuvan Efendi birkaç ter- cümesi basılmış bir Ermeni. Çiçeği burnunda bir kabiliyet Lâmi Bey de Satı Bey’in kurduğu ‘Dar-ül Muallimin-i Âliye’nin mezunlarından Ömer Hilmi gibi. Ama ona kıyasla daha akıllı, daha coşkun ve mesleğine yürekten bağlı. Garip bir metodu var. Kısaca tarihî veya mitolojik bir konu anlatı- yor, ‘Hadi yazın bakalım,’ diyor. Promete efsanesini ilk de- fa ondan dinlemiş ve şaşılacak bir hızla, yarı-manzum, ya- rı-mensur on beş sayfa karalamıştım. Lâmi Bey hayret etmiş ve numara yerine çok iltifatkâr bir-iki cümle kondurmuştu. Unutamadığım Ömer Hilmi, hikmetine akıl erdiremediğim nasihatler vermiş, şiirle uğraşmanın insanı felâkete sürük- leyeceğini anlatmağa kalkmıştı. Lâmi Bey ise, ilâhi bir mev- hibeden söz ediyor, ‘İlhâm, ilhâm,’ deyip duruyordu. Lâmi Bey’le dostluğumuz uzun sürmedi. bu konu anlatımı üzerine sınıf içi ve ev ödevlerini hangi Tür ve çeşitlerde ele alabiliriz örneklendir
Kelâm, Bütünüyle Haysiyettir İlk kitap: hafıza. Şaman veya rahip, yazının icadından sonra da imtiyazlarını titizce korur, fetihlerini uzun zaman yazıya dökmez, nesilden nesile sözle aktarır; sözle, yani nazımla. Sırlar, harflere tevdi edildiği zaman bile sokağın dili kullanılmaz. İlâhiler manzum, büyüler manzum, destanlar manzum. Şairler yoğurmuş dili, düşünceyi şairler uysallaştırmış. Beşiğinde Tanrıların dilini konuşmuş insan. Nazım en olgun meyvelerini verdikten sonra nesir doğmuş. Hantal, ürkek, acemi bir nesir. Nazım, imkânlarını araştıran düşünce: hatalarını bağışlatmak için mûsikinin yardımına muhtaç; musikinin, yani veznin, kafiyenin. Nazım, ifadenin çocukluğu: sevimli ve serkeş. Nesir, bütün nazımları kucaklayan bir orkestra: girift ve kâmil. Kur’an mensurdur: Yedi Askı* şairlerini secdeye kapandıran bir nesir. Büyük nâzımların çoğu, nesirde de büyüktürler: Namık Kemal* ve Hâşim* gibi. Ama istisnası bol bir kaide bu: hecenin en usta şairi Rıza Tevfik,* nesirlerinde ne kadar derbeder, ne kadar yavan. Genç naşirler, nazmın tehzibinden geçseler şüphesiz ki üslupları daha derli toplu, daha tanınan, daha ölçülü olurdu. Heyhat ki, nazımperdazlığın tiryakilik gibi tehlikeleri de var. Bazen, bütün dikkatini, bütün hünerini nazımda tüketiyor sanatçı; mısra “haysiyet”i oluyor, cümle “haysiyetsizliği. Oysa kelâm bütünüyle haysiyettir. Bugünkü “düz yazı”nın ne edebiyatla münasebeti var, ne haysiyetle: bed, cıvık, yüzsüz. Kelimeler, ibarenin içinde, tımarhaneden fırlayan akıl hastaları gibi koşuyor. Hepsinin sırtında aynı urba, bakışlarında aynı manasızlık. Nesir yok artık. Nazım var mı ki? Yukarıda ki metni tümdengelim ve tümevarım yaklaşımı üzerinden atıflayarak daha sonra aşagıda ki konu başlıkları çerçevesi altında örneklendiriniz. 1- İsimler: 2- Fiiler: 3- Zamanlar: 4- Zamirler: 5- Sıfatlar: 6- Zarflar: 7- Bağlaçlar ve Edatlar:
''Yola azm itmiş ol serkeş bana yâ hû dimez bir kez Çeküp atı başın ağyâr ile durmuş vedâ eyler'' Bu beyitte bulunan ritmik yapı unsurlarını oluşturan kelimeleri belirtiniz
Hangi cümlenin yüklemi sıfat tamlamasıdır?A.Karşıdaki meydan, top sahasıdır.B.Köhne gibi evleri saray gibi gösteren, akşam güneşiydi.C.Bindiğimiz araç, çift katlı otobüstü.D.Şiir okuyan çocuk Ali’nin kardeşidir.
Upgrade your grade with Knowee
Get personalized homework help. Review tough concepts in more detail, or go deeper into your topic by exploring other relevant questions.